top of page

Bir Tilkitepesi Sonbahar Etkinliği olarak ‘İklim Krizi ve Yaşam’

  • Kardelen Aydın
  • 17 Mar
  • 3 dakikada okunur
Gün batarken çimenli arazide yürüyen bir kişi. Arka planda dağlar ve orman, altın renkli ışık huzmeleri. Serin ve huzurlu atmosfer.

İlki 18-24 Eylül 2025 tarihleri arasında, Ayvacık Çanakkale’de gerçekleşen kamp üzerine;

Her gün sömürünün bir başka yüzüyle karşılaşırken bizim bunun neresinde durduğumuzu düşünmek belki de sorunlara birincil çözüm önerisidir. Bunu birarada, yüksek sesle, kolektif hareketle yapmak ve ‘yaşamdan yanayız’ diyebilmek ise çözümün ilk adımıdır. Bunu arayıp bulamıyorsak da üretmek gerekir.


Karşılama, orada olmamızın nedenleri olan Ayşe Taşkıran ve Soner Can tarafından gerçekleştirildi. Alanda henüz birkaç katılımcı vardı, geri kalan günlerde sayımız sürekli olarak değişkenlik gösterdi. Sürekli bir 'hoş geldin' heyecanı ve 'hoşça kal' hüznü bir aradaydı. Bu da ufak bir agora havası yarattı. Her ne kadar diğerlerinden uzak bir yerde konumlansak ve her katılımcı başka mekanlardan gelse de bizim meydanımız burasıydı ve gelen geçene de merhabaydı!


Tanışmalar, sohbetler ve kampın harika ilk akşam yemeğiyle birlikte gündüz etraftaki birkaç küçük iş birlikte halledildi. Zaten her şeyi hazır olan kampın ufak dokunuşları yapıldı. Sonra yıldızların altında bizi ertesi güne ışınlayacak olan güzel bir uyku geçidine dalış!


İlk gün Meral Şen ile ‘İnsan ve Ekoloji’, ‘Yangın ve Deprem Eğitimi’ alanlarında söyleşirken bir yangının çıkmasının üç saniye almasıyla ve ekoloji derken bazen yanlışlıkla "hümanist" yaklaşıyor olabileceğimizle yüzleşirken sorularımızı ve cevaplarımızı aynı anda ortaya koyduk. Doğa, üzerinde yaşadığımız, sahibi olduğumuz bir şey mi yoksa zaten birlikte var olduğumuz alan ve acaba o alanı en çok biz mi sömürüyoruz? Sadece soruyorum…


İkinci gün Hasan Basri Avcı 'Orman Ekosistemi' atölyesinde bizi Tilkitepesi’nde öyle bir yolculuğa çıkardı ki dediği her şey kulağa hem çok edebi hem çok felsefi geliyordu. Oysa bahsettiği şey doğanın işleyişi ve ta kendisiydi. Sade bir anlatıyla olanı anlatsa da sanırım sayesinde olana bilerek bakmak bunu yaratıyordu. Belki hep gördüğümüz ama hiç bilmediğimiz canlıları, belki ilk defa gördüklerimizi, gerçekliklerine şahit olarak öğrenmek çok keyifliydi, üstelik hala canlılardı. Hayat pratiğinizi bu atölyeden sonra ufak değişiklikler bekliyor olabilir ve unutmayın ki tüm mantarlar yenir ancak bazıları yalnızca bir kere!


Ardından Medine Açıkgöz ‘İklim Krizinin Nedenleri ve Yaşam Üzerindeki Etkileri’ anlatısında detayları çok ince düşünülmüş harika bir sunumu bizlere aktardı. Kaynakçasının titiz, detaylı ve bizlere açık olması bu atölyeden ceplerimiz dolu bir şekilde çıkmamıza da fayda sağladı.


Feryal Günal ‘Nefes- Hareket- Ses’ Atölyesi’nde bize kendi enstrümanlarımızı yaptırdı ve yalnızca kampın geri kalanında değil belki de çok daha uzun bir süre unutamayacağımız bir melodi bağışladı hafızamıza. Ateş başında dizilmiş birlikte melodiler oluştururken en gürültülü melodi kahkahalarımızdan gelenlerdi! Bu melodiyi atölyemizden sonra oynadığımız oyunlarda da bolca duyduk.


Taşlı yolda, "Tilkitepesi" yönünü gösteren ok işaretli ahşap levha. Arka planda yeşil ağaçlarla kaplı orman ve mavi gökyüzü.

Üçüncü gün Abddullah Soykan’ın ‘Kaz Dağları’nın Doğal ve Kültürel Değerleri’ Atölyesi sayesinde yine tam da yerinde bilgiler aldık. Kendisinin deneyimleriyle harmanlanmış olarak Kaz Dağları’nın kültürel değerleri bilgisine ek olarak böyle kıymetli bir bölgenin turizmle ilişkisinin nasıl olması gerektiğine dair de oldukça bilgilendirildik.


Gün, Çiğdem Yelliler Arslan 'Resim- Heykel’ Atölyesiyle devam etti. Kolaj tekniğini kullanarak çevremizdeki malzemelerle hafızamızı tazeledik, ortaya harika çalışmalar çıktı ve kendi sergimizi oluşturduk.

Akşam Feryal Günal’ın ve akordiyonunun önderliğinde çok sesli bir koro oluşturduk. Ateş bizi ısıttı biz ateşi sesimizle harladık.


Dördüncü Gün Soner Can ile 'Kaz Dağları Doğa Yürüyüşü' nü gerçekleştirdik. Kendisiyle bu yürüyüşü gerçekleştirmek harika çünkü elinizi sürdüğünüz her şey hakkında anlatacak çok şeyi var. Sadece ağaçların arasından geçmedik, anılar ve hikayeler arasında da bir o kadar dolanıp durduk. Sonrasında Tilkitepesi’ne dönmeden köydeki kahveye gidip soluklandık. Bir yandan da orada yaşayan kişilerle sohbet etme fırsatımız oldu.


Sonraki günler kamp sürecini konuşup fikirlerimizi aktardığımız ve tıpkı diğer günlerdeki gibi kamp ateşinin, doğanın, sohbetin, biraradalığın tadını çıkararak geçti.

Bilinmezlik karşısında ve betonların arasında farkında olmadan gerçekliklerin üstünü örtebiliyoruz. Bazen betonlar bizi birbirimizden ayırıyor ve bu yüzden de üzerimizdeki örtüyü göremeyebiliyoruz. Yaşadığımız gezegeni ve nedenleri araştırırken kendimize ve birbirimize daha çok yaklaşıyoruz. Farklılıklarımızı gördükçe bilinmezlik ortadan kalkıyor ve sımsıkı sarılıyoruz. Bir sonraki kamp çok yakında, tüm bunları yine, yeniden yaşayabilmek için orada olacağım!



Yorumlar


Logo, Tilki inografisi ve dernek ismi
Bültenimize Abone Olun

Verileriniz yalnızca iletişim amacıyla kullanılacaktır. Ayrıntılar için Gizlilik Politikası sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Ayvacık, Çanakkale, Türkiye

  • Instagram
  • Facebook
  • X

© 2026 Tilkitepesi Doğal ve Kültürel Çeşitliliği Koruma Derneği. Tüm hakları saklıdır. 

bottom of page