Yoğurt Kabından Saksılar
havanın apaçık olduğu bir antakya gün batımında uykusuz gözlerimle gökyüzüne bakıyorum. tüplü televizyonların karıncalı ekranını taklit ediyor gözüm. bunu en son bir gün doğumunda yaptığımda tarih 6 şubat 2019'muş. depremden tam 4 yıl önce. tek isteğim balkonumun manzarasını tasvir edecek kadar yaşar kemal kelimesine sahip olmakmış o gün. yapamamışım. yapamayışım şehre her dönüşümde beni aynı balkona taşımış. işte bu metinler o balkondan taşanlardır.
bilinçli yıllarımdan birkaçını geçirdiğim şehre evimin balkonundan bakıyorum. evim demeye çekinerek. önümde anlatılmaya muhtaç bir manzara uzanıyor. eksiksiz yüz bin yaşamı tek çırpıda görebiliyorum. buna ev sahipliği yapan iki bin evin yarısı şehrin sınırını çizen o dağın yamacında. kafamı her kaldırdığımda bıraktığım yerden hareket etmeye devam eden bulutlar, her biri bu sayımı yapmak amacında.
elbette bunlar yetmiyor. size üç ev öteden yükselen kadın kahkahalarından da bahsetmek istiyorum. sokaktaki üç kediden. önümdeki mandal sepetinden. damlardaki çanak antenlerden. evleri kuşatan asmalardan. rüzgarı tanıtan ağaçlardan. ve güzellik algımı kenara bırakıp paslanmış su kazanından, çamurlu hortumdan. bunların sadece adını anarak kafanızı karıştırmak istemiyorum. tek isteğim şu saksıdaki çiçeklerin isimlerini bilmek. saksıların çaplarından, renklerinden, sıralarından bahsedebilmek. her ev için tek tek açık adres vermek.
yanlış işle meşgul olduğumu güneş kızıllığını kaybedince fark ediyorum. yapmam gereken, bilincim sarı yıldıza özenmeden bu hayali lumiere kardeşlere teslim etmek.
(çektiğim fotoğraf kayıp)
6 şubat 2019
kendimin 23 nisanını kutluyorum adlı mısra bütünü
balkonum hala sağlam
fakat gelecek yok balkonumda
karanlığa kucak kapatıyor balkonum
kapıyor mu demeliydim?
açıyor demeyeceğim
balkonumda iki kahverengi saksı
biri yuvarlak biri dikdörtgen
üç plastik saksı daha
biri büyük biri küçük biri ufacık
iki yoğurt kabından saksı
biri yörsan biri birşah
yörsanın üstünde küçük bir saksı daha
iki cam saksı
ve iki cam cezveden saksı
tahta bir kasanın üstündeki plastik bir kasaya konmuş bir saksı daha
(buna saksı demeye içim elvermiyor)
en garibi de şu aliminyum folyoyla sarılmış saksı
içindeki bitki de garip
çiçek dememenin haklı gururunu yaşıyorum
yaşamdan çok söz ettik
cesetlere geçelim
üç sigara paketine göğüs geren küllük
iki koca günü atlatan telve kalıntılı süvari
benden daha sürdürülebilir olan birçok mandal
üç terlik çifti
biri çocuklara
derken son yoklama
duvarda mavi telli süpürge
tahtadan saplı olan
tellerin ortası çürümüş
bakır değil teller
bir sandalyenin üstündeyim ben
altımda halıfileks
üşüyorum
yaşasın balkonlar!
18 şubat 2021
elveda tekrar kurulacak
yeniden balkondayım
bu kez balkonun ve diğer birçok şeyin
ne demek olduğunun bilinciyle
şehrin daralışı havsalamla paralel
ayaklarımın altında ezilmiş şehir
tasvire muhtaç hissettiğim manzara yerle bir olmuş
karşıdaki dağ yaklaşmış
bulutlar tepeyi terk etmiş
betonlar çiçeklerden daha hızlı
daha gür yenilenir olmuş
havsalam da öyle
açtıkça kopardığım güllerin yerinde önümü kapatan gülleler şimdi
anlamın ve ritmin sizi buluşu ne tuhaf
anlamın kendi imkânlarıyla doğuşu
belki size güvenmeyişi
sizin buna ilham deyişiniz
başlık atayışınız
şerh düşüşünüz
bütün bir dilin aynı çağrışımlardan oluşuşu
sözlüklere üslup ve özgünlük maddelerini koyuşunuz
olanca sahtekarlık olanca yetersizlik
hepsini bir çırpıda kavradığınız o anın sadece o an kadar sürüşü
balkonum beni yavaş yavaş tedirgin ediyor
elveda balkonum
balkonum hâlâ sağlam
ben değilim dersem mısra kuvvetleniyor
24 şubat 2022
yetişmeyecek olana ağıt
bir daha yeşermeyecek çiçeğe
koşmayacak çocuğa
doğmayacak güneşe ağıt
bunlar neden olmaz?
bugün hâlâ sağlam balkonumdan
artık sağlam olmayan bir şehre
evimin önündeki kan göletine
derme çatma çadırlara
yıkıntıya
sessizliğe
yakıcılığa
baktım da noldu dersiniz?
enkazlarda anlam kalıntısı.
kendimi dışladığım set,
oyunbozan bir abi tarafından
en oturaklı hâle sokulduğu an
yok pahasına yıkılmış
yerine çadır tiyatroları kurmuşlar
balkonumda son sefer
balkonuma gerçek veda
evimin takviminde 5 şubata çakılı o gün
bunları birbirine yamamak komik de komik
çünkü şu şalvarlı teyze hâlâ
şu mavi çadırın önünde hâlâ
su bidonunda hayat derliyor
bir türlü olmayınca bıraktım bakmayı
29 mayıs 2023


Yorumlar