top of page

Yoğurt Kabından Saksılar

Yavuz Parlak
1 gün önce
3 dakikada okunur

havanın apaçık olduğu bir antakya gün batımında uykusuz gözlerimle gökyüzüne bakıyorum. tüplü televizyonların karıncalı ekranını taklit ediyor gözüm. bunu en son bir gün doğumunda yaptığımda tarih 6 şubat 2019'muş. depremden tam 4 yıl önce. tek isteğim balkonumun manzarasını tasvir edecek kadar yaşar kemal kelimesine sahip olmakmış o gün. yapamamışım. yapamayışım şehre her dönüşümde beni aynı balkona taşımış. işte bu metinler o balkondan taşanlardır.


 

bilinçli yıllarımdan birkaçını geçirdiğim şehre evimin balkonundan bakıyorum. evim demeye çekinerek. önümde anlatılmaya muhtaç bir manzara uzanıyor. eksiksiz yüz bin yaşamı tek çırpıda görebiliyorum. buna ev sahipliği yapan iki bin evin yarısı şehrin sınırını çizen o dağın yamacında. kafamı her kaldırdığımda bıraktığım yerden hareket etmeye devam eden bulutlar, her biri bu sayımı yapmak amacında.

 

elbette bunlar yetmiyor. size üç ev öteden yükselen kadın kahkahalarından da bahsetmek istiyorum. sokaktaki üç kediden. önümdeki mandal sepetinden. damlardaki çanak antenlerden. evleri kuşatan asmalardan. rüzgarı tanıtan ağaçlardan. ve güzellik algımı kenara bırakıp paslanmış su kazanından, çamurlu hortumdan. bunların sadece adını anarak kafanızı karıştırmak istemiyorum. tek isteğim şu saksıdaki çiçeklerin isimlerini bilmek. saksıların çaplarından, renklerinden, sıralarından bahsedebilmek. her ev için tek tek açık adres vermek.

 

yanlış işle meşgul olduğumu güneş kızıllığını kaybedince fark ediyorum. yapmam gereken, bilincim sarı yıldıza özenmeden bu hayali lumiere kardeşlere teslim etmek.

 

(çektiğim fotoğraf kayıp)

 

6 şubat 2019

 

 

kendimin 23 nisanını kutluyorum adlı mısra bütünü

 

balkonum hala sağlam

fakat gelecek yok balkonumda

karanlığa kucak kapatıyor balkonum

kapıyor mu demeliydim?

açıyor demeyeceğim

 

balkonumda iki kahverengi saksı

biri yuvarlak biri dikdörtgen

üç plastik saksı daha

biri büyük biri küçük biri ufacık

iki yoğurt kabından saksı

biri yörsan biri birşah

yörsanın üstünde küçük bir saksı daha

iki cam saksı

ve iki cam cezveden saksı

tahta bir kasanın üstündeki plastik bir kasaya konmuş bir saksı daha

(buna saksı demeye içim elvermiyor)

en garibi de şu aliminyum folyoyla sarılmış saksı

içindeki bitki de garip

çiçek dememenin haklı gururunu yaşıyorum

 

yaşamdan çok söz ettik

cesetlere geçelim

üç sigara paketine göğüs geren küllük

iki koca günü atlatan telve kalıntılı süvari

benden daha sürdürülebilir olan birçok mandal

üç terlik çifti

biri çocuklara

 

derken son yoklama

duvarda mavi telli süpürge

tahtadan saplı olan

tellerin ortası çürümüş

bakır değil teller

 

bir sandalyenin üstündeyim ben

altımda halıfileks

üşüyorum

yaşasın balkonlar!

 

18 şubat 2021

 

 

elveda tekrar kurulacak

 

yeniden balkondayım

bu kez balkonun ve diğer birçok şeyin

             ne demek olduğunun bilinciyle

 

şehrin daralışı havsalamla paralel

ayaklarımın altında ezilmiş şehir

tasvire muhtaç hissettiğim manzara yerle bir olmuş

karşıdaki dağ yaklaşmış

bulutlar tepeyi terk etmiş

betonlar çiçeklerden daha hızlı

                                  daha gür yenilenir olmuş

havsalam da öyle

açtıkça kopardığım güllerin yerinde önümü kapatan gülleler şimdi

 

anlamın ve ritmin sizi buluşu ne tuhaf

anlamın kendi imkânlarıyla doğuşu

belki size güvenmeyişi

sizin buna ilham deyişiniz

başlık atayışınız

şerh düşüşünüz

bütün bir dilin aynı çağrışımlardan oluşuşu

sözlüklere üslup ve özgünlük maddelerini koyuşunuz

olanca sahtekarlık olanca yetersizlik

hepsini bir çırpıda kavradığınız o anın sadece o an kadar sürüşü

balkonum beni yavaş yavaş tedirgin ediyor

elveda balkonum

 

balkonum hâlâ sağlam

ben değilim dersem mısra kuvvetleniyor

 

24 şubat 2022

 

 

yetişmeyecek olana ağıt

 

bir daha yeşermeyecek çiçeğe

koşmayacak çocuğa

doğmayacak güneşe ağıt

bunlar neden olmaz?

 

bugün hâlâ sağlam balkonumdan

artık sağlam olmayan bir şehre

evimin önündeki kan göletine

derme çatma çadırlara

yıkıntıya

sessizliğe

yakıcılığa

baktım da noldu dersiniz?

 

enkazlarda anlam kalıntısı.

 

kendimi dışladığım set,

oyunbozan bir abi tarafından

en oturaklı hâle sokulduğu an

yok pahasına yıkılmış

yerine çadır tiyatroları kurmuşlar

 

balkonumda son sefer

balkonuma gerçek veda

evimin takviminde 5 şubata çakılı o gün

bunları birbirine yamamak komik de komik

 

çünkü şu şalvarlı teyze hâlâ

şu mavi çadırın önünde hâlâ

su bidonunda hayat derliyor

 

bir türlü olmayınca bıraktım bakmayı

 

29 mayıs 2023

Yorumlar


Logo, Tilki inografisi ve dernek ismi
Bültenimize Abone Olun

Verileriniz yalnızca iletişim amacıyla kullanılacaktır. Ayrıntılar için Gizlilik Politikası sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Ayvacık, Çanakkale, Türkiye

  • Instagram
  • Facebook
  • X

© 2026 Tilkitepesi Doğal ve Kültürel Çeşitliliği Koruma Derneği. Tüm hakları saklıdır. 

bottom of page